Var olmak, insanın her an yaşadığı en büyük çekişme bu kavram içinde doğmaktadır. Bedenen olamasa da ortaya çıkardığı şey ile var olabileceğini düşünen insan için çocuk/evlat sahibi olmak oldukça önemlidir, hele ki erkek evlat soyadını sürdürecek kanal olduğunda bu gereklilik daha da önem kazanmaktadır.
Burada ne Cogito Ergo Sum ne de William Shakespeare'in "Olmak ya da olmamak; bütün mesele bu" şeklinde başlayan tiradına değinmek yerine, insanı komplike düşünemeyen bir hayvan olarak görmek ana noktayı anlamakta daha çok yardımcı olacaktır. Bazen görmek için gözlerimize teknolojinin hastalıklarını bulaştırmaktansa basit ve sade bir bakış daha sağlıklıdır. Gelecekte var olabilmek için üremek zorundadır insan, hayvan, bitki, böcek.
Evlilik yazılı ya da sözlü kanunlar önünde gerçekleştirilen bir ritüel olsa da evlat sahibi olabilmek için bir toplum içinde ki ilk gerekliliktir.
Üremek sadece insana özgü bir olgu değildir. İnsanın çevresindeki bitkiler, hayvanlar, böcekler neden ürerler;
Aşık oldukları için mi?
Zorunluluk olduğu için mi?
Kraliçe arı ya da karınca neden o kadar çok larva bırakırlar, daha çok işçileri olsun kendilerine daha çok hizmet edilsin, daha iyi bir yuva sağlasınlar diye mi?
Tabi ki hayır!
Öyleyse canlılar neden ürer?
Bahar da sıcaklıktaki değişme nasıl hormonları tetikliyor ve tohumlar yeşillenip toprağa cil salıyor ve büyümeye başlıyorsa, varlığını sürdürebilmenin tek yolu olan üremenin de nedeni hormonlardır.
Bunun en basit ve temel cevabı varlığının devamlılığını sağlayabilmek ve bunun da içgüdü dediğimiz hormonlar tarafından düzenlenmesinden kaynaklanıyor.
Hormon nedir peki? Bir çeşit kimyasal bileşiktir desek, olayı bu kadar basitleştirerek ifade etmeye çalışsak sanırım çok da korkutucu bir hale getirmemiş oluruz.
"Biyolojik olarak tüm canlılar kendinden önce bulunan canlılardan meydana gelir" ve
"Kimyasal olarak üremeye neden olan hormonlar yani kimyasallardır" desek,
biraz biyolojiyi biraz kimya ile karıştırsak cevabı kolaylıkla bulabiliriz.