30 Mart 2012 Cuma

Popeye the Liar

Yalancı Reis

Canlıların yaşamsal faaliyetlere başladığı andan itibaren gelişme ve büyümeleri ve hareket edip, yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri için kaynağı hayvansal ve bitkisel besinler olan enerji gerekli olduğundan . beslenmek nefes almak su içmek gibi temel ve yaşamsal önem taşıyan bir unsurdur. Canlı metabolizmaları için tüketilen yiyecekler yaşamlarını sürdürebilmeleri için önemli olduğu kadar asıl önemli olan bu yiyeceklerin içerdikleri canlıların gereksinimi olan temel proteinlerin, yağların ve karbonhidratların miktarıdır. Hele ki metabolizma gelişim döneminde ise
tüketilen yiyeceklerin besin değeri çok önemlidir. Temel gereksinim olan protein, yağ ve karbonhidratların yanı sıra canlı metabolizmaları minerallere ve vitaminlere ihtiyaç duymaktadır. Mineraller ve vitaminler gelişim için çok önemlidir, biyokimyasal reaksiyonların gerçekleşmesi için gereklidirler.

Minerallerin içinde  demir elementi ayrı bir önem taşır metabolizma için, özellikle de gelişen metabolizmalar için. "Gelişmekte olan vücudun ihtiyacı olan demir yeşil sebzelerde boldur, özellikle de ıspanakta boldur ve çocuklarımız ıspanak tüketmelidir güçlü olabilmeleri için" hiper gerçekliği ile büyütülen çocuklar aslında söylenildiği kadar faydalı beslenememiş ve demir bakımından söylenildiği kadar zengin olmayan ıspanağı tüketmek zorunda bırakılmışlar, belki de gerekli demir miktarını alamamışlardır.





Bu söylemler yetmezmiş gibi bir de bunu desteklemek için pazarlama da kullanılan araçlarla söylemler güçlendirilmiş ve gerçek olmayan bir hiper gerçek gerçekmiş gibi dayatılarak gerçeğin ortaya çıkarılması engellenmek istenmiş, iletişim araçları kullanılarak gerçeği arama düşüncesinden caydırılmıştır. Bunun en güzel örneği olan Popeye the Sailor bize öğretilen adı ile Temel Reis çizgi filmi ile zaten iletişim araçları ile etki altına alınan ailelerine karşı durabilecek çocukların da etki altına alınması sağlanmıştır. İletişim araçlarının birer pazarlama aracı olarak kullanılmasıyla elde bulunulan fazla üretilmiş ıspanak pazarlanmış oldu.


Aslın da ıspanak bitkisi demir içermiyor değil içeriyor ama söylendiği kadar güçlü bir demir kaynağı değil. Ispanağın iyi bir demir kaynağı olmadığı merakla, araştırma duygusu ile yapılmış bir araştırma ile ortaya çıkmadı, aksine bir zorunluluk olarak verilen proje ödevi sonucun da ıspanakta ki demir miktarının fazla olması beklenirken, tamamen farklı sonuçlar elde edildi.





Ispanak, roka ve maydanoz örneklerinde bulunan mangan demir ve çinkonun Alevli Atomik Absorpsiyon spektrometri ile tayini* projesi İstanbul Teknik Üniversitesi, Kimya Bölümü öğrencileri BOZKURT M., BÖLÜKBAŞ E., AKDAĞ Ö. ve KALYONCUOĞLU S. tarafından Ege, A. gözetimin de, Doner, G. danışmanlığı ve desteğin de 2009 yılında yapılmıştır.






Çalışma sonucun da, incelenen örneklerin yaş çözünürleştirme ve kuru kül etme yöntemi ile başarı ile çözünürleştirildiği gözlemlenmiştir. Yapılan hesaplamalar sonucunda, her iki çözünürleştirme yöntemi için de maydanoz örneklerinin demir içeriklerinin, roka ve ıspanak örneklerine göre oldukça fazla olduğu tespit edilmiştir.




 Tablo 1 de görüldüğü gibi maydanoz örneği demir bakımından ıspanağa  oranla daha zengindir. Kuru kül etme yöntemi ile ise rokanın bile daha zengin olduğu görülebilmektedir.




Tablo 1. Standart Ekleme Yöntemi ile elde edilen eser element konsantrasyonları
Örnek
Yaş Çözünürleştirme
Kuru Kül Etme

Fe(µg/g)
Zn (µg/g)
Mn (µg/g)
Fe(µg/g)
Zn (µg/g)
Mn (µg/g)
Ispanak

28,75 ±6,33
5,00 ±0,66
0,55 ±0,056
5,78 (±1,27)
10,04 ±2,29
2,01 ±0,01
Roka

13,88 ±3,05
6,58 ±0,47
1,24 ±0,17
10,48 ±2,41
9,39 ±0,10
3,29 ±0,51
Maydanoz

31,9 ±7,02
5,93 ±0,05
8,73 ±0,23
37,90 ±8,53
54,10 ±4,23
17,81 ±0,48



Keşke merak edilip de bu araştırma yapılmış olsaydı, birincisi ülkemiz de bu tür meraklara yer, bütçe, imkan ve zaman yok, ikincisi de söylenmiş doğrudur, hem de söyleyenin kim olduğu önemlidir, kim dersiniz sizce?




 *Not: makalenin aslını görmek isteyenlere gönderebilirim.


27 Mart 2012 Salı

Unhappiness & Revenge!

Mutluluk her insan için olmalı, başkalarının mutluluğunu çalmayan, sömürmeyen her insan mutlu olmalı, en önemli ve büyük hak insan için budur! Peki mutluluk hırsızlarının mutsuzluğu mu mutlu eder?  İnsan onun sevdiklerinin mutsuzluğu üzerine mutluluk kurulabilir mi? İşte en büyük haksızlıkların yıllarca sürmesine neden olan da budur, kendini tatmin, sana yapılanın iki katını karşındakine yap duygusunun adı işte intikamdır. İntikamların nedeni de insanın düşünmeden bir refleksle yapılan saldırıyı karşıya çevirme ve daha çoğunu uygulayarak acılarını bu şekilde dindireceğini bastıracağını düşünmesidir. Böylece duyguların esirin de mutluluk hırsızlarının maduru kişi de hırsıza döner. Dökülen kan yerde kalmaz, kanı kan temizler! Bu düşünceler karşısın da lamba da titreyen alev gibi üşümemek elde değil . Analitik düşünce, mantık, diyalektik ortadan kalkar ve faşizme faşizmle cevap verme gibi ironik bir durum ortaya çıkar.

Ne demek istediğimiz bile anlaşılmadan, yazılanlar ve söylenenler düşünülerek algılanmadan düşünce ne olursa olsun intikam değerlerini reddeden, o intikam düşüncelerine rahatsızlık veren her düşünce hemen kaldırılıp atılıyor, reddediliyor, ve o faşizm den de nasibini alıyor. Ne demişti üstat yıllar önce; "Düşünüyorum öyleyse varım!". Bu söz değişiyor hatta değişmiş günümüz de "İntikamım, var öyleyse varım". Hem imtikam alınmak istenir hem de yaşanamamış fantezilere ulaşmak istenir. İntikam alındığın da hiç birşey bitmeyecektir aksine, her şey yeniden başlayacaktır ki yıllarca süregelen ezilme ile özlemle yaşanmak istenen ama yaşanamayan duyguların yaşatılabilmesi için bir zamanlar mutluluğu çalanların yaptıkları yapılır ve kendi mutluluğu için intikamını amasına rağmen başka mutluluklar gasp edilir. Aslında sistem değişmediği sürece ezilen bir gün ezenin yerini alır ama o da bir ezen olur, ve kendisine yapıldığı gibi ezmeye devam eder, tabi ki bu ezilenler de bir gün ezerler. Bu kısır bir döngüdür, üretilen tek şey intikamdır. Asıl doğru olan, gerçek aranmaz sadece sistemin devam etmesi için ezilenlerin hakkını aldığı savunular. Asıl olan aranmalı gerçek aranmalı, mutluluk gaspla değil gerçekte var olduğu sevgi ile aranmalıdır. İntikamla aşılanan aslında mutluluk değildir, bu bir tatmindir. Bu tatmin etme duygusu gerçek mutluluğun yerine koyulan bir simülasyondan başka birşey değildir. Böylece gerçek mutluluğu unutturma ve mutlu olmayı istemekten caydırma ile mutluluk aranmaz ve mutuuk yaşanmaz olur. Yaşatılmak istenen mutluluk simülasyonu ile asıl hedeflenen amaç yerine getirilmiş, sistemin sürdürülmesi ve doğruymuş gibi yaşatılamsı sağlanmaktadır. Ezen ve ezilenin yer değiştirmesi ile hedeflenen ezilenin hakkını alması değildir ya da herhangi birinin. Haklar zaten sistem tarafından elde tutulmaktadır ezen bu haklara sahip değildir ki ezilen bu hakları ezenden geri alabilsin. İntikaml almak duygusu baskın olduğu ve bu simülasyonun farkına varılmadığı sürece ne sistem değişecektir ne de kimse hakkını ve en önemlisi de mutluluğunu geri alabilecektir. "Keser döner sap döner gün gelir hesap döner" söylemi de sistemi korumaya çalışmanın en basit göstergesi olmaktadır.

İnsan haklarını savunanlar insan haklarını gasp ederek amaçlarına ve istedikleri değerlere ulaşamaz. Bu zaten faşizmin kendisidir.