8 Haziran 2014 Pazar

Düşünmek Zorundayız!

Hayat diye anlattıkları bize sadece koca bir yalandı.

Asıl var olan her gün sabah kalktığında verdiğin ekmek mücadelesiydi, var olma mücadelesiydi.

Süslenmiş, gizlenmiş, üstü örtülmüş, simülakrlarla bezenmiş, kurulmuş ve aslında var olan vahşi bir hayattı yaşanan sadece.

Kurgu öylesine derindi ki her ne yöne adım atarsak atalım önceden yazılmış senaryoyu oynamaya devam ediyorduk.

Reddetmek gerekiyordu, sorunlara çözüm aramak yerine. Asıl olanın kurgulanmış sorunlar ve kurgulanmış hayat olduğunu anlayabilir ve bunu reddedebilirsek o zaman gerçek çözümü üretmiş olacaktık. Varmak istediğimiz yere o zaman varacak, sorunlara çözümü bulmuş olacaktık.

Gerisi bir paradoks olarak kalmaya ve anlamak için bir hayatımız boyunca uğraşsakta kafa karışıklığımızdan beslenen ve her defasında büyüyen mesajlardan başka bir anlam ifade etmeyecekti.

Anlayamadık. Belki anlar gibi yaptık kimi zaman da. Kavramış gibi yapsakta, kavranan ve sorunlarla sarılan hep yine bizdik. Sorun bizdik, çözüm bulmaya çalışmamızdı. Sorun bize öğretilen ve dayatılan herşeydi. 

Bütün bunlar bize öğretilmemiş olsaydı sorunu gerçete görebilecek ve çözümü o an ortaya koyabilecektik. 

Eğer gerçekten istiyorsak, insanlığımızın üstündeki bu asalak duygulardan ve ölü topraktan kurtulmasını;

Düşünmeliydik! 

Düşünmeliyiz!

Düşünmek zorundayız!