10 Eylül 2012 Pazartesi

Black, White Future!

Gelecek Kara Olduğu Kadar Da Aktır

Şöyle geçmiş de ki tedirgin, endişeli ve umutlu küçüğe bir mektup yazılsa, hayallerinin ne kadarına ulaşabildiğini, endişe ve tedirginliklerinin yerli mi yoksa manasız mı olduğunu anlamak için, vereceği cevapların gerçekliği altında ezilmekten korkmadan küçük dünyanın beyin fırtınalarıyla gerçekten de ne kadar yüzleşilebilir ki?

Babaannesinin mutfağında mutlu bir öğle yemeğinden sonra otururken, raflardaki tabaklara bakarken, daha 6 yaşında bir çocuk, eğer o, küçüğün dünyasından giderse o tabaklar orada duracak mı, yoksa gelinler kaynananın o tabaklarını değiştirecek hatta kendi istedikleri tabakları dizmek için kavga bile edebilecek hale gelecekler mi diye soruyordu, ağlamaya başlamadan hemen önce kendi kendine. Bilinmeyen kap kara bir deniz misali gelecek ne kadar da korkunç bir hal alıyor küçücük bir çocuğun aklında, ilk düşüncelerinde.

 Peki küçük akılda yaratılan simülasyon gerçekten yaşanacak mıydı?

O gitmedi belki bu dünyadan ama o mutlu öğle yemeklerini yediği mutfağın yandığını duyduğun da ayrı bir üzüntü anılarını kaybetmenin verdiği bir hüzün kapladı içini. En azından kimseye bir şey olmamıştı, aile dayanışması acıları onarabilir, eskisi gibi olmasa da yitirilen maddi değerleri yerine koyabilirdi. Kaybedilen anıların yaşandığı ve yitirildiği yerde yeni mutlulukların yaşanması için ortak bir çaba ortaya koyulabilirdi. Eski artık geçmişte kalmış tarihin sayfalarına yazılmıştı. Ama yeni bir mutluluk dünyası inşa edilebilirdi ve bu gerekliydi. İnşa edilen yeni mutfakta yeni mutluluklar paylaşılacak belki eskiden daha mutlu anlar yaşanacak belki de eski anılar tazelenecek ve özlem duyulacaktı onlara yüreklerde. Her şeye rağmen hayat devam ediyor ve insan da yaşamın gereği olarak hayatına kaldığı yerden devam etmeliydi. Çocuğun kurduğu hayaller, çizdiği gelecek yolu bir yerlerde kıvrımlara uğruyor, bazen de kavşaklara uğruyor ve gelecekte hayal edilen üzüntüler bile yaşanamıyordu. Gelecek o kadar karanlıktı işte. Her an dışsal bir olay meydana gelebilir ve rutin hayatın dışına çıkılabilirdi bir anda. Gelecek geçmişte ne kadar bilinmez ve ön görülemezse şimdi de en az o kadar bilinmez ve ön görülemezdir. 

Çocuk olmak geleceği şekillendirmek için yetersiz gibi görünse de geleceği şekillendirmek asla mümkün olamaz. Her zaman bir etki olabilir ve her şey o an değişebilir. Ancak geçmişte yaşanan hatalardan ders alınarak bir takım genel çıkarımlar yapılabilir ama bu bir bireyin hayatı için geçerli olamayıp genel kavramlar için daha gerçekçi ve doğrudur. Bir bireyin Hayatında her an önüne çıkan, bir seçim yapmasını gerektiren sayısız yol vardır, her seçimi onun istekleri ile olsun olmasın geleceğini etkilemektedir, bu da çok doğaldır. Hayaller her zaman değişen hayat şartlarıyla değişmeye, doğru bir çizgi olmadığı için hayat farklı gelecekelr karşımıza devam ederek gerçekliğini yitirecektir. Ya hedefler!  Her ne kadar gelecek tahmin edilemez bir gerçeklik ise de, gelecek deki hedef edilen noktalara ulaşmak için gerekli tercihler doğru şekilde tespit edilebilirse hedefler de o kadar gerçekçi olabilir.

Hayallerle yüzleşmenin mümkün olmadığı görülüyor, peki hedeflerle yüzleşmeye hazır olunabilir mi?

Cevabı yazılabildiğinde hazır olunacak!..

3 Eylül 2012 Pazartesi

Sensizlik, Sessizlik!

Misafirlerin geleceğini duyarak yalnız kalmak isteyerek, pantolonunu geçirip cüzdanı, anahtarını ve arabanın anahtarını bir telaş alıp evi bir zorunlulukla terk etmiş, arabaya doğru hızlı adımlarla ilerlerken misafirlerin sitenin dışında eve doğru yürüdüklerini görerek, kendide anlamadığı bir hızla arabaya bindi. Arabayı çalıştırdı geri geri gelirken arabanın arkasında bulunan bebek arabasına çarpmamak için ani bir fren ile irkildi ve arabayı çok sıkışık şekilde park eden diğer abaların arasından tere yağından kıl çeker gibi çıkardı. Site Kapısına yönelen misafirlerden haberi olmamışcasına yoluna devam ederek son anda görmüş gibi selam vermeden devam etti yoluna. Nereye gideceğini ne yapacağını bilemiyordu.

Birasını alıp boğazı görebileceği neredeyse hayatının büyük bir kısmın da birasını yudumladığı manzaraya indi. Sessizdi o gece banklarda tek tük yer vardı. Her zaman oturduğu boğazı manzarayı kaplayan ağaçların arasından daha rahat gördüğü bölgede ki ilk bankların dolu olması nedeniyle onlara yakın olan bir banka oturdu. Düşündü ne yapsam acaba!

Telefonunu çıkardı facebook a girmeye karar verdi. Bir anda gelen mesajları görünce içinde bir kıpırtı oluştu. O mesajı onun attığını düşünmüyordu, herhangi bir arkadaşından geldiğini düşündüğü 3 mesajı açtığında onun cevabını gördü, bir heyecan, bir kıpırtı sardı bedenini. Hemen açtı okudu ve moralinin bozuk olduğunu yurt dışından geldiği ve ayrıca evini taşıdığı için canı sıkkın olduğunu yazdığını görünce önce üzüldü. Hemen cevap vermek üzüntüsünü paylaşmak istedi ama o an paylaşmak istediğini belirtirse onun yanlış anlayacağını, zaten ona olan ilgisinden dolayı bunu bir fırsat gibi göreceğini düşünerek senin istemeyeceğini biliyorum ama canın sıkılırsa ve ihtiyacın olursa yanındayım, bana ulaşabilirsin, zaten artık taşındığın için evlerimiz de yakın dedi ve cevabı beklemeye koyuldu ama beklediği mesaj bir türlü gelmiyordu.

Birası bitiyor, tuvalet ihtiyacı geliyordu. Ve önce kuzenine mesaj attı evin boşalıp boşalmadığını merak ediyordu. Kuzeni aradı bize geldiğini söylemişsin annene neden yalan söyledin gelmedin bize peki! dedi. Açıklama yaptıktan sonra evin boşaldığını kuzeninden öğrendi. Doğrulamak için babasını aradı o da komşuya gittiklerini evin boşaldığını misafirlerin gittiğini söyleyince rahatladı. Arabasına atladı. Evin yolunu tuttu. Bir an biten birası aklına geldi ve yoldan geri döndü bira almak için. Birasını aldıktan sonra tekrar evin yolunu tuttu.

Evine geldiğin de arabanın radyosundan yükselen türkülerin eksik olduğu sessizlik karşıladı kendisini. Bu sessizlikten kurtulmalıydı, hemen bilgisayarını açıp biraları dolaba doldurduktan sonra tuvalet ihtiyacını giderdi. Bedeninin rahatlaması, ruhunun  aç olduğunu hatırlattı ve ruhunu huzura kavuşturmak için türkülerine kavuşacağı bilgisayarına koştu. Türküleriyle hasret giderince birasını özlediğini fark etti, dolaptan buz gibi birasını aldı ve kaldığı yerden devam etmek için sandalyesini kendine doğru çevirip oturduğun da bir şeyi unuttuğunu fark etti. Acaba ondan bir mesaj var mıydı, bir cevap yazmış olabilir miydi? Telaşla baktı ama bir cevap olamadığını gördü. O an gecenin bütün karanşığı üzerine çökmüştü sanki. Türkülerin esiri olarak beklemeye beklese de beklediği mesaj bir türlü gelmiyordu. Ama yine de o güzel gözleri tekrar görmek için bekliyordu, bekleyecekti. Gece sona eriyordu, biralar bitiyor, türküler daha fazla etkiliyordu ama o mesaj bir türlü gelmiyordu, ama beklemeye devam ediyordu.