Şöyle geçmiş de ki tedirgin, endişeli ve umutlu küçüğe bir mektup yazılsa, hayallerinin ne kadarına ulaşabildiğini, endişe ve tedirginliklerinin yerli mi yoksa manasız mı olduğunu anlamak için, vereceği cevapların gerçekliği altında ezilmekten korkmadan küçük dünyanın beyin fırtınalarıyla gerçekten de ne kadar yüzleşilebilir ki?
Babaannesinin mutfağında mutlu bir öğle yemeğinden sonra otururken, raflardaki tabaklara bakarken, daha 6 yaşında bir çocuk, eğer o, küçüğün dünyasından giderse o tabaklar orada duracak mı, yoksa gelinler kaynananın o tabaklarını değiştirecek hatta kendi istedikleri tabakları dizmek için kavga bile edebilecek hale gelecekler mi diye soruyordu, ağlamaya başlamadan hemen önce kendi kendine. Bilinmeyen kap kara bir deniz misali gelecek ne kadar da korkunç bir hal alıyor küçücük bir çocuğun aklında, ilk düşüncelerinde.
Peki küçük akılda yaratılan simülasyon gerçekten yaşanacak mıydı?
O gitmedi belki bu dünyadan ama o mutlu öğle yemeklerini yediği mutfağın yandığını duyduğun da ayrı bir üzüntü anılarını kaybetmenin verdiği bir hüzün kapladı içini. En azından kimseye bir şey olmamıştı, aile dayanışması acıları onarabilir, eskisi gibi olmasa da yitirilen maddi değerleri yerine koyabilirdi. Kaybedilen anıların yaşandığı ve yitirildiği yerde yeni mutlulukların yaşanması için ortak bir çaba ortaya koyulabilirdi. Eski artık geçmişte kalmış tarihin sayfalarına yazılmıştı. Ama yeni bir mutluluk dünyası inşa edilebilirdi ve bu gerekliydi. İnşa edilen yeni mutfakta yeni mutluluklar paylaşılacak belki eskiden daha mutlu anlar yaşanacak belki de eski anılar tazelenecek ve özlem duyulacaktı onlara yüreklerde. Her şeye rağmen hayat devam ediyor ve insan da yaşamın gereği olarak hayatına kaldığı yerden devam etmeliydi. Çocuğun kurduğu hayaller, çizdiği gelecek yolu bir yerlerde kıvrımlara uğruyor, bazen de kavşaklara uğruyor ve gelecekte hayal edilen üzüntüler bile yaşanamıyordu. Gelecek o kadar karanlıktı işte. Her an dışsal bir olay meydana gelebilir ve rutin hayatın dışına çıkılabilirdi bir anda. Gelecek geçmişte ne kadar bilinmez ve ön görülemezse şimdi de en az o kadar bilinmez ve ön görülemezdir.
Peki küçük akılda yaratılan simülasyon gerçekten yaşanacak mıydı?
O gitmedi belki bu dünyadan ama o mutlu öğle yemeklerini yediği mutfağın yandığını duyduğun da ayrı bir üzüntü anılarını kaybetmenin verdiği bir hüzün kapladı içini. En azından kimseye bir şey olmamıştı, aile dayanışması acıları onarabilir, eskisi gibi olmasa da yitirilen maddi değerleri yerine koyabilirdi. Kaybedilen anıların yaşandığı ve yitirildiği yerde yeni mutlulukların yaşanması için ortak bir çaba ortaya koyulabilirdi. Eski artık geçmişte kalmış tarihin sayfalarına yazılmıştı. Ama yeni bir mutluluk dünyası inşa edilebilirdi ve bu gerekliydi. İnşa edilen yeni mutfakta yeni mutluluklar paylaşılacak belki eskiden daha mutlu anlar yaşanacak belki de eski anılar tazelenecek ve özlem duyulacaktı onlara yüreklerde. Her şeye rağmen hayat devam ediyor ve insan da yaşamın gereği olarak hayatına kaldığı yerden devam etmeliydi. Çocuğun kurduğu hayaller, çizdiği gelecek yolu bir yerlerde kıvrımlara uğruyor, bazen de kavşaklara uğruyor ve gelecekte hayal edilen üzüntüler bile yaşanamıyordu. Gelecek o kadar karanlıktı işte. Her an dışsal bir olay meydana gelebilir ve rutin hayatın dışına çıkılabilirdi bir anda. Gelecek geçmişte ne kadar bilinmez ve ön görülemezse şimdi de en az o kadar bilinmez ve ön görülemezdir.
Çocuk olmak geleceği şekillendirmek için yetersiz gibi görünse de geleceği şekillendirmek asla mümkün olamaz. Her zaman bir etki olabilir ve her şey o an değişebilir. Ancak geçmişte yaşanan hatalardan ders alınarak bir takım genel çıkarımlar yapılabilir ama bu bir bireyin hayatı için geçerli olamayıp genel kavramlar için daha gerçekçi ve doğrudur. Bir bireyin Hayatında her an önüne çıkan, bir seçim yapmasını gerektiren sayısız yol vardır, her seçimi onun istekleri ile olsun olmasın geleceğini etkilemektedir, bu da çok doğaldır. Hayaller her zaman değişen hayat şartlarıyla değişmeye, doğru bir çizgi olmadığı için hayat farklı gelecekelr karşımıza devam ederek gerçekliğini yitirecektir. Ya hedefler! Her ne kadar gelecek tahmin edilemez bir gerçeklik ise de, gelecek deki hedef edilen noktalara ulaşmak için gerekli tercihler doğru şekilde tespit edilebilirse hedefler de o kadar gerçekçi olabilir.
Hayallerle yüzleşmenin mümkün olmadığı görülüyor, peki hedeflerle yüzleşmeye hazır olunabilir mi?
Cevabı yazılabildiğinde hazır olunacak!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder