Maksimum düzensizlik, minimum enerji, atomun, bileşiklerin, maddelerin, ve doğanın kanunudur. Tabi ki insanlar da bu durumun kendilerini de etkilediğini bilmeden hayatlarında bu etki ile var olmaktadır ve yaşamaktadırlar.
Kapitalizm için düzenli hayatları olan insanlar önemlidir, temeldir. Sistemin devamlılığı esastır, bunun sağlanması için ise toplumun yani kapitalizmin temeli olan aileyi önemser ve onun belirli kuralların düzenlediği şekilde var olması için çabalar. Bunun için ailenin toplumun temeli olduğuna vurgu yapılarak, aile kurumunun geliştirilmesi, ferah seviyeye ulaştırılması tavsiye edilir. Ailenin düzeni için de en önemli faktör her yerde sömürüldüğü gibi kadındır. "“Dişi kuş yapar yuvayı, içini, dışını sıvayı sıvayı”, "kadın aileyi çekip çevirir", “kadınsız ev olmaz” atasözleri de kadının aile için önemini göstermektedir. Ayrıca “Onbeşindeki kız ya erdedir, ya yerde”, “demir tavında, dilber çağında” “kadının saçı uzun olur, aklı kısa” denilerek kadın evlenmeye genç yaşta zorlanmaktadır ve çocuk gelinler yaratılarak kadının sisteme baş kaldırması ağaç yaşken eğilir misali erken yaşta engellenmiş olmaktadır. Böylece ailenin temelleri sağlamlaştırılmaktadır.
Aile Toplumun Temelidir her alan da bir zehir gibi insanların beynine enjekte edilmektedir. Toplumun sağlam olmasının amaçlanmasının nedeni ise kılcal damarlar gibi toplumun ve yaşamın her alanına giren kapitalizmin beslenme kanallarını güçlendirmek, ve ayaklarını sağlamlaştırarak yere sağlam basmasını sağlayarak küçük sarsıntılarda devrilmesini engellemektir. İnsanın doğasına aykırı olan düzen kurallar ile sağlamakta, yerine getirmeyenlere ise cezalar ve psikolojik baskılar uygulanmaktadır. İnsan düzenli hale getirilmeye çabalanmaktadır ve bu da kısmen başarılı olmuştur. Başarıya aile kavramı üzerinden ulaşmıştır kapitalizm.
Minimum enerjiye sahip olmak ve minimum sarfiyat insanın en sevdiği davranıştır. Kapitalizm ise temel sömürü kaynağı olan insan emeğine ihtiyaç duymakta ve minimum para ile maksimum iş elde ederek kendi kazancını, ve sömürüsünü artırmak istemektedir. Bunun için de insanların enerji harcamaları gerektiğini bilerek insanları hareket etmeye davet ederek dinamik bir hayatın parçası yapmak ideolojisini taşımaktadır sömürücülük. "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" insanları durağanlıktan caydıran bir simülasyonun söylemidir. İnsan sürekli hareket etmelidir, kendini mutlu edecek unsurları elde etmek için sürekli çalışmalıdır, mutluluğun anahtarı çalışmaktan, çok çalışmaktan, daha çok çalışmaktan geçmektedir. Hep daha pahalı, daha lüks objeler üretilerek insan çabalayıp tam ulaşacakken mutluluğa asla ulaşamaz daha çok çalışmalıdır hep daha çok. Psikolojik savşla da insan hep bu yarış ve çaba içinde olmaya simüle edilmiş bir hayatla razı edilmek istenmektedir. Spor merkezleri, eğlence merkezleri, mutluluğun satılabileceği ve insanı harekete geçmeye zorlayacak restoranlar, kafeler, publar insanı çalışmak için tetikleyen önemli silahlardır. En önemli tetikleyiciler ise altın silahlar olarak bilinen kapitalizmin üç "F" sidir, "Futbol", "Finans" ve "Fuhuş".