3 Eylül 2012 Pazartesi

Sensizlik, Sessizlik!

Misafirlerin geleceğini duyarak yalnız kalmak isteyerek, pantolonunu geçirip cüzdanı, anahtarını ve arabanın anahtarını bir telaş alıp evi bir zorunlulukla terk etmiş, arabaya doğru hızlı adımlarla ilerlerken misafirlerin sitenin dışında eve doğru yürüdüklerini görerek, kendide anlamadığı bir hızla arabaya bindi. Arabayı çalıştırdı geri geri gelirken arabanın arkasında bulunan bebek arabasına çarpmamak için ani bir fren ile irkildi ve arabayı çok sıkışık şekilde park eden diğer abaların arasından tere yağından kıl çeker gibi çıkardı. Site Kapısına yönelen misafirlerden haberi olmamışcasına yoluna devam ederek son anda görmüş gibi selam vermeden devam etti yoluna. Nereye gideceğini ne yapacağını bilemiyordu.

Birasını alıp boğazı görebileceği neredeyse hayatının büyük bir kısmın da birasını yudumladığı manzaraya indi. Sessizdi o gece banklarda tek tük yer vardı. Her zaman oturduğu boğazı manzarayı kaplayan ağaçların arasından daha rahat gördüğü bölgede ki ilk bankların dolu olması nedeniyle onlara yakın olan bir banka oturdu. Düşündü ne yapsam acaba!

Telefonunu çıkardı facebook a girmeye karar verdi. Bir anda gelen mesajları görünce içinde bir kıpırtı oluştu. O mesajı onun attığını düşünmüyordu, herhangi bir arkadaşından geldiğini düşündüğü 3 mesajı açtığında onun cevabını gördü, bir heyecan, bir kıpırtı sardı bedenini. Hemen açtı okudu ve moralinin bozuk olduğunu yurt dışından geldiği ve ayrıca evini taşıdığı için canı sıkkın olduğunu yazdığını görünce önce üzüldü. Hemen cevap vermek üzüntüsünü paylaşmak istedi ama o an paylaşmak istediğini belirtirse onun yanlış anlayacağını, zaten ona olan ilgisinden dolayı bunu bir fırsat gibi göreceğini düşünerek senin istemeyeceğini biliyorum ama canın sıkılırsa ve ihtiyacın olursa yanındayım, bana ulaşabilirsin, zaten artık taşındığın için evlerimiz de yakın dedi ve cevabı beklemeye koyuldu ama beklediği mesaj bir türlü gelmiyordu.

Birası bitiyor, tuvalet ihtiyacı geliyordu. Ve önce kuzenine mesaj attı evin boşalıp boşalmadığını merak ediyordu. Kuzeni aradı bize geldiğini söylemişsin annene neden yalan söyledin gelmedin bize peki! dedi. Açıklama yaptıktan sonra evin boşaldığını kuzeninden öğrendi. Doğrulamak için babasını aradı o da komşuya gittiklerini evin boşaldığını misafirlerin gittiğini söyleyince rahatladı. Arabasına atladı. Evin yolunu tuttu. Bir an biten birası aklına geldi ve yoldan geri döndü bira almak için. Birasını aldıktan sonra tekrar evin yolunu tuttu.

Evine geldiğin de arabanın radyosundan yükselen türkülerin eksik olduğu sessizlik karşıladı kendisini. Bu sessizlikten kurtulmalıydı, hemen bilgisayarını açıp biraları dolaba doldurduktan sonra tuvalet ihtiyacını giderdi. Bedeninin rahatlaması, ruhunun  aç olduğunu hatırlattı ve ruhunu huzura kavuşturmak için türkülerine kavuşacağı bilgisayarına koştu. Türküleriyle hasret giderince birasını özlediğini fark etti, dolaptan buz gibi birasını aldı ve kaldığı yerden devam etmek için sandalyesini kendine doğru çevirip oturduğun da bir şeyi unuttuğunu fark etti. Acaba ondan bir mesaj var mıydı, bir cevap yazmış olabilir miydi? Telaşla baktı ama bir cevap olamadığını gördü. O an gecenin bütün karanşığı üzerine çökmüştü sanki. Türkülerin esiri olarak beklemeye beklese de beklediği mesaj bir türlü gelmiyordu. Ama yine de o güzel gözleri tekrar görmek için bekliyordu, bekleyecekti. Gece sona eriyordu, biralar bitiyor, türküler daha fazla etkiliyordu ama o mesaj bir türlü gelmiyordu, ama beklemeye devam ediyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder