Umut Tükenmez, Özgürlüğe Hasret Varsa!
Sahil akşamları ayrı bir güzel sessiz, loş ve daha bir deniz kokulu. Spor yapmak için sahile inmiş bisiklete binen ve koşan, bir bankta sevgilisi yanında çekirdek çitlerken birasını yudumlayan, ve tabi ki kalbini kırdığı sevgilisinin gönlünü almaya çalışan aşık erkek, sahilin kenarına oturup ayaklarını denize uzatmış sevgilisi ile ve ona sarılmış bir daha bırakmak istemezcesine. Evet sahil, karanlık örtüsünün kaplaması ile daha bir güzel aşıkların, sevdalıların ilk aşkları ve sevgilisi olan İstanbul'da.
Spor yapan insanları görünce buruk bir sevinç kaplıyor insanın içini. Bisiklet yolu olmamasına rağmen bisikletliler, yürüyenlerin, tek tük de olsa mangal dumanları ve olta misineleri, kancaları arasında koşanlar... Yaşanan bütün hayal kırıklıkları, bütün üzüntü ve hüzünlere rağmen hayata tutunmaya çalışıyorlar, betonların kıyısında betonlar ile boğazın serin suları arasında kalan bazen daracık bazen de kazıklarla denize doğru genişletilmiş kaldırımlarda. İnsanların hayata tutunmalarını izlemek, küçük çocukların çoşku ile hayata ilk adımlarına tanık olmak ayrı bir güzel, ılık poyraz okşarken yaşlı yüzleri ve hala umutlu dolu bakarken boğaza yorgun gözler.Hele bir de akşama, poyraza ve enfeksiyona yakalanmış boğaza rağmen yüzmeye can atan yürekleri görünce, Üzülmeli mi? Sevinmeli mi? bilemiyor insan! Kirlilik sararken bedenlerini, ve sağlıklarına neşter vururken sevinmemeli dense de, yüzerken ki coşkular ve çabalar, yüzmenin onlara verdiği doyasıya yaşadıkları özgürlük, ve denize ve boğaza sarılmaya olan tutkuları, yüreklerinin umutla dolu olduğu gerçeği okunurken bu mutlu anlardan mutlu ediyor insanı.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder