Kalbime yalnızlık çöktüğü zaman türkülere teslim olurum o gözleri bana anımsatan ezgilere, melodilere, hem de her defasında. Her insan gibi ben de yalnızlığım dan kaçamayıp zoraki baş başa kaldığımda, onu dinlemeyi tercih ederim. Üzer belki bir bakmışsın, bir de bakmışsın alıp götürmüş seni okyanusta bir kayığın içine, çölde bir kaktüs misali. Yüreğim sisli, gözlerim nemlidir ve ellerim bom boş. Tutunacak bir kürek bile yokken o kayıkta, aklımın tek sahibi oluyor tutulduğum gözler ve gülüşler. Dalgalar savurduğunda, alabora olmaya izin çıkmıyor tutsak aklımdan. Ben limanından uzakta küreksiz bir kayık, dalgaların arasında, okyanusun ortasında.
Hayatımın tek sayfalık yaprağına sadece adını yazdım gözyaşlarımın mürekkebiyle, yüreğimin duvarlarına sadece o gözleri kazıdım, dokunmak istediğim tek şey olan saçlarınla. Çöldeki kaktüs olup boğuluyorum sular içinde, kayık oluyorum okyanusta yanıyorum ateşler içinde, düşündüğüm kömürden incileri.
Biliyor ne kadar yalan söylesem de gönül o gözler olmadan yaşayamayacağını, yürüse de bedenim, sağa sola çarparak dolaşsa da bir ölü gibi divane divane. Yaşamak ya da yaşamamak! İhtimal olsa da bırakıp gitmek ümitleri, her gün kavuşma ümidini tekrar tekrar yeşertmek için var olmaya devam etse de beden, yürek nefes alamayacak ta ki kavuşana dek.
Sıcak sıcak bakıp bir kez daha eritecekleri mi yüreğimi, acaba!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder