19 Şubat 2013 Salı

Çözüm, Çözmek İstemektir

Duygularım ve ben, yine bir buluşma, yine yüz yüze. Bir yanım mutluluk bir yanım üzüntü dolu. İki si de birbirine bağlı. İki si de öbürü olmadan kendisinin de olamayacağını haykırıyor suratıma. Neden peki bu karşılaşma? Nedeni ne bu buluşmanın? Hasret değil ya! Muhabbetin konusu üzüntüleri mutlulukla yenebilmek, zorluklarla mücadele ederek de bir şeyler yapılabileceğini mutlu olunabileceğini gösterebilmek.

İnsan ürettiği, ortaya koyduğu düzenin hakimi olabilir. Sorunları üreten insan ise çözüm üretebilen de insandır. İşte sorunlar sizlerin egemen duygu olma savaşını ele geçirmek istediğiniz mutluluk kazanacak. Ele geçirilen üzüntüler olacak. Bu kararlılık gösterilebilirse sorunlar da çözülür.

Kararlılık hakim olsa da kimi zaman ne yapılacağı konusun da bir çıkmaza düşebilir insan. İşte o zaman ne yapacağını bilemezsin. Zamanla mı çözülür bütün sorunlar? Yoksa insan sorunlarla yaşamaya alışarak onlara alışır mı? Sorunlarla yaşamaya alışmak kabul edilemez bir teslimiyettir. Zaten bu sorunlarla yaşamak hayatın bir parçası olarak düşünülürse, bu doğanın bir kanunu olarak görülürse o zaman sorunlarla mücadele etmenin bu iradeyi göstermenin hatta sorunun var olduğunu görebilmenin ne anlamı kalır ki. Sorunlar çözülmelidir, tabi ki bir sorunun var olduğu görülebiliyor ve kabul ediliyorsa. Bu çıkmaz da ne yapılabilir ki diye düşünmeden edemez insan. Peki ya ne yapmalı?

İnsan kendi gücüne inanmalı, sorunu ortaya koyabiliyorsa mutlaka çözümü de üretebilir. Belki bakış açısını değiştirmeli belki de yöntemini ama mutlaka sorun çözülecektir. Çözülmelidir ki buna olan umut azalırsa işte dünya yıkılmaya başlar düşünen başlara. Yılmadan, bıkmadan mücadele etmek gereklidir. Zamanla çözülmesi  istenmese bile en kısa zaman da çözebilmek için çaba gösterilmeli, daha çok çalışılmalı. İnsan kendi çözümsüzleştirme çabalarını yenebilirse sorunu gerçekten çözebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder