23 Kasım 2012 Cuma

Yumurta mı? Karanfil mi?


Protesto; göreceli olarak bir olaya ve duruma karşı aksi yönde tepki göstermek olarak tanımlanmaktadır. Muhalif görüşlerin sözle ifade edilmesine ek olarak eylemlerle de desteklenerek toplumsallaştırılmasıyla da protesto desteklenmektedir. Aktivizmin bir yolu olan protesto ile düşünceyi daha güçlü bir şekilde ifade etme, sesini daha çok duyurabilme ve daha etkili bir karşı duruşun var olduğunu gösterme gerçekleştirilebilir.

Protestonun şekli ve şiddeti muhalif düşüncenin gücünün anlaşılması açısından oldukça önemlidir. Peki ya muhalif düşüncenin içeriği ve amacı açısından protestonun şiddetli ve güçlü bir şekil de olması yarar sağlamakta mıdır? Protesto yöntemleri çoğu kez düşüncenin önüne geçebilmektedir. Herkes tarafından benimsenebilecek bir düşünce bile bazen yanlış protesto yöntemleri ile tepki toplamaktadır. İşte burada devreye terörizm girmektedir. Aslın da hangi davranışların terörizm olarak nitelendirilmesi gerektiği de tartışmalı bir konu olsa da, düşünceyi ifade edip düşüncenin gücünü gösterme ile protestonun şiddetini öne çıkarma arasında ki ince çizgiyi geçmemek gereklidir. Eylemler ve protestolar düşünce savunucuları tarafından özgürlük mücadelesi olarak nitelendirilebilirken karşı tarafın öne süreceği tez hazırdır; terörist eylemlerdir bunlar. Kişiler ise terörist olarak nitelendirilmektedirler nehrin karşı yakası tarafından. Peki o nehirde gemiler de olanlar, nehir üzerinde köprülerde olanlar, iki yaka da olup da karşı da olmak isteyenler, ve iki tarafta da tartışmayı uzaktan izleyip fikir sahibi olmak isteyenler ne düşünür bu çatışma le ilgili? Hangi düşünceyi benimsemeli, kendine yakın görüp önemsemeli? Özümseyeceği hangi düşünceyi desteklemeli? İşte asıl dikkatlerin toplanması gereken nokta burasıdır. Bu kesimlere düşünce akıllıca ifade edilebilir, gerçekliği, haklılığı ve doğruluğu anlatılabildiği zaman muhalif düşünce destekçi bulup hak ettiği değeri kazanacak ve görecektir. Eylemler haklı olunan durumlarda haksız görünmemek açsından mantıklı bir şekil de tanımlanmalı ve bu yönde bir yol haritası hazırlanmalıdır. Aksi taktir de çamurlu bir çukur içinde debelenip durmaktan başka bir işe yaramayacaktır protestoların gölgesinde kalan düşünceler.

Gelelim günümüzün en popüler protesto biçimi olan yumurta atma eylemlerine. İfade etmeye çalışılan düşünce perspektifin de bu eylem de çoğu kez düşüncenin önüne geçebilmektedir. Hele ki kapital düzen de ki var olma amacı kapitalizme hizmet olan medyanın yumurtalı protesto eylemlerini yansıtma tarzını da düşünecek olursak bu eylemler düşüncenin kat kat üstüne çıkmaktadır.
Peki yumurta yerine karanfil atabilsek nasıl olurdu tablo? Kirlenmezdi, en önemlisi de işte bu. Düşüncemizi eylemin şekli ile kirletmemeliyiz. Karanfil atılırsa hem bir fiziki zarar vermez ve protestonun amacına gölge düşürmez hem de gerçekleştirilen eylem nedeniyle düşünce arka planda kalmaz ve yeri geldiğin de tepki de çekmez. Aksi takdir de eylemi bu olanın düşüncesini nasıl benimseyelim hatta anlamaya çalışalım denebilir.

Yumurtanın karşıdakini aşağılamak ve pisliğe bulamak gibi bir metaforu olduğu görülmekte. Bu eylem fiziki bir zarar verdiği için tepki toplamaktadır.  Aslında verilmek istenen zararın fiziki değil fikri olması gerekirken düşünceyi de karalamakta ve fikri çelişki yaratmaktadır. İyi bir şeyi kötü bir eylemle elde etmeye çalışmak oldukça çelişkili ve gayet de ironik bir durumdur. Yapılması gereken fikirleri aşağılamak ve o fikirleri pisliğe bulamaktır. Bu şekilde belki protestolar amacına ulaşabilir. Aksi taktir de orada ha yumurta atmışsın ha molotof kokteyli demezler mi adama. Yumurta atmanın bomba atmaktan farkı yoktur. Süreci çözümsüzlüğe itmekten başka bir işe yaramaz.

Protestomuzu da düşünce eksenin de yapabilirsek belki çatışmacı iletişim anlayışını da ortadan kaldırabiliriz. Bize tokat atana biz de tokat atarsak ne değişecek ki? Biz eğer bir karanfil uzatabilirsek o zaman işte protestonun yeni şekli daha fazla etkili olacak, daha fazla konuşulacak, tartışılacak ve böylece fikri protestoyu gerçekleştirmiş olacağız. Düşünce aydınlanması bu yeni adım ile diğer beyinlerde de ortaya çıkacak ve protesto amacına ulaşacak. Protestonun şekli taktir toplayacak, düşünce ön yargısız değerlendirilebilecek. Hak ettiği gibi değer gören düşünce kendine yeni beyinler de yaşama imkanı bulacak. Ortada duran en büyük sorun ön yargılardır. Ötekine giydirilen kalıplardan ötürü düşüncelere de ön yargıyla yaklaşılması zaten çözümsüzlüğün başlıca nedenidir. Tokat atan dan da farklı olacağız ki, muhalif düşünceye sahip olmamızın en büyük nedeni de zaten bizim karşımız da ki zihniyetten farklı olduğumuzu ve daha iyisini yapabileceğimizi düşünmemizden ileri gelmektedir. Gerçekten de onun gibi olursak düşünmenin ne anlamı kalırdı ki, zaten düşünememiş olurduk. Ayrıca onunla aynı kulvarda mücadele edeceksek bu tam da onun istediği bir şey olacaktır. Çünkü onu yaratan sistemin devamlılığını sağlamak için katkıda bulunacağız ve dolaylı olarak muhalif olduğumuz düşünceye hizmet edeceğiz. Değiştirmek istiyorsak ilk önce biz değişmeliyiz. Farklı bir düşünce yarattığımızı ve ortaya koyduğumuzu söylüyorsak önce biz farklı olmalıyız ki söylediklerimizin inandırıcılığı yüksek olsun. Değişerek meşru olmanın yollarını aramalıyız.

Şimdi sormak istiyorum; karanfil mi atalım yoksa yumurta mı? Daha da ilerisi hiç bir şey atmayalım konuşmayı, diyalog kurmayı mı deneyelim? İkinci basamağa adım atmak için ilk önce ilk basamağa adım atmalıyız ve çıkmalıyız, ikinci basamağa direk adım atacak ne gücümüz ne de bir demokrasi birikimimiz olmadığı için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder